Kağıt Bayrak

23 Nisan’larda çocuklar, devlet büyüklerinin koltuğuna otururlar ya…
Bugün siz büyükler, onların yerine otursanız.
Sandalyenizi, Türkiye’nin tam orta yerine atsanız…
Ne görürdünüz?
Gördüğünüzden ne anlardınız?
Ülkesinin bir küçüğü olarak, mesajınız ne olurdu büyüklere?
Ve kendinize…

Bir çocuksun, adın Gökçen.
Baban, Asker!
Baban; güven, cesaret, onur.
Ve sen, daha bir çocuk…
Sandalyen, cenazenin tam orta yerinde.
Bir elinde madalyası, bir elinde Ergenekon İntiharı…
Baban… Son kez geçip gidiyor, yaşlı gözlerinin önünden…
Al bayrağı sarılı tabutun içinde, askerlerin omuzunda…
Suikast planlamakla suçlandığı, komutanın huzurundan…
Ardında bıraktığı o kara boşlukta, yitip gidiyor feryadın:
“Baba bizi bırakma..!”
Ata’nın kederli hayali de orada, cenazeyi izliyor.

Bir çocuksun, adın Zafer!
Sandalyen, Türkiye’nin tam orta yerinde…
Hesapsız, çıkarsız, saf memleket sevginle yalnız…
Kağıt bayrağın elinde, yüreklerin yangın yerinde…
Kormuş gözlerin kocaman soruyor:
Baban asker; Ata’nın izinde, emaneti: Memleket.
Baban gazi, baban şehit.
Baban asker, baban darbe, baban Ergenekon!

Bir çocuksun, adın Zafer!
Baban iktidar, baban muhalefet.
Baban polis; baban tazyikli su, biber gazı…
Baban işci; baban tekme, tokat, küfür.
Baban işçi, baban yarın işsiz
Baban çığlık, baban azar
Baban madenci, baban ölüm
Baban evin direği, patronun küreği…

Baban demokratik (!) tepki!
Baban gösterici, baban esnaf.
Baban molotof, baban satır
Baban Serap’ların; Ceylan’ların babası…
Baban bir Açılım bir kapanım…
Baban; Türk, Kürt, Alevi, Gürcü, Boşnak, Çerkes, Süryani…
Baban; Roman, Pomak, Arnavut, Rum, Musevi, Arap, Laz, Zaza, Ermeni
Baban “Ne olacak bu memleketin hali? “

Bir çocuksun, adın Zafer!
Sandalyen sallanıyor, Türkiye’nin yangın yerinde:
Gözlerin yanıyor, seçemiyorsun isten dumandan.
Kimin babası kimin babasını dövüyor?
Kim kimi kolluyor; kim kime çukur kazıyor?
Kim neyi yazıyor, neyi yazmıyor?
Kim, kimi yönetiyor?
Kim, kime parmak sallıyor?
Kim diretiyor, kim diretiliyor?
Kim konuşuyor, kim susarken…

Bir çocuksun, adın Zafer adın Gaip…
Cevapsız soruların ortasında, nasıl da mahsunsun.
Sanki, geleceğin parlak topunu kaçırmışsın elinden.
Büyüklerin, vurdum duymaz bahçelerine…
Patlatıp geri atmışlar, kucağına.
Elinde kala kala, kağıttan bayrağın…

Haydi şimdi bir mesaj ver bize!
Bugünün çocuğu yarının büyüğü…

İzleyiciler

Bu Blogda Ara