Timelessbeauty/Nasa
Esrarengiz Canlılar...
Hani bazen dünya üstüne üstüne gelir insanın.
Ne dışarıya çıkmak ister canı, ne içeriye sığar canı.
Oysa dışarıdan bakıldığında yolundadır hayatı.
Şükür, dermansız derdi yoktur ama can bu işte, sıkılır bazen!
Kimbilir hangi imkansız düşün kurdu düşmüştür içine.
Uykusunda bile kemirir insanı, “Kalk!” der, “Kalk beni gerçekleştir!”

Bende sıkılırım bazen, herkes gibi.
Bende uyanırım bir gece vakti ansızın.
İçimi dinlerim: Acaba, hangi düşüncesinin kuytusunda beni uyandıran şu kurtçuk? Bazen yakalarım suçüstü bazen kaçar gider beni kendimle bırakıp. O zaman, başucumdaki kitabı bırakıp kütüphaneme giderim, başka bir kitaba. Uzaklardan bahseden***
Dağılır canımın sıkıntısı!

Çoçukluk can sıkıntılarımız da meşhurdur.
Bahçeden eve çağrıldık mı başlar!
Kırmızı bisiklet alınmadıkça katlanarak artar!
Şekerleme kavanozu da saklandıysa; hele bir de üstüne bahçe cezasındaysak, artık can sıkıntısından patlamak an meselesidir. Başlarız, “Öf Pöf..! Canım Sıkılıyor..!” bozasını annemizin kafasında pişirmeye.

Bende yaman bir bozacıydım!
Bahçeden eve çağrıldım mı, başlardım “Canım Sıkılıyor!”
Yine böyle bir gün, hangi muzurluktan cezalıysam öfleye pöfleye dolanıyorum evin içinde. Annem, bir kitap uzattı gülümseyerek, “Al bakalım oku!” dedi, “Can sıkıntın kalmaz!” Kaçamak bir bakış fırlattım: Güliverin Maceraları /Jonathan Swift. Merak etsem de, inadım inat elime alıp bakmadım. Annemse, “İyi o zaman ben okayayım bari, bu Güliver denen adam tuhaf olaylar, garip yaratıklar, esrarengiz canlılarla karşılaşıyormuş!” diyerek, okuma koltuğuna keyifle yerleşti ve sanki ben hiç orda yokmuşum gibi içinden okumaya koyuldu.
Akşam güneşi güzel, şefkatli yüzüne vuruyordu. Yüzüne ve şimdi yaprakları sararmış kütüphanemde duran kitabın sayfalarına…
Annem, beni heveslendirmek için başladığı okuma oyununa kendini kaptırmış, Güliverin Maceralarına karışıp gitmişti. Bense kendi can sıkıntımla baş başa kalmıştım! Artık dayanamadım ve sordum “Esrarengiz canlılarla karşılaştı mı? Kimmiş onlar?”
Annemde çıt yok, eliyle sus işareti yapıp, iyice gömüldü kitaba. Artık dayanamdım, merak duygum inadıma baskın çıktı “Ben de bakacağım” diye heyecanla atladım kucağına! Birlikte karıştık Güliverin Maceralarına.

Okumayı söker sökmez, türlü türlü kitap almıştı bana ama ya yarım bırakmıştım ya kapağını açmamıştım. Ama o gün birlikte Devler Ülkesine gittik. Heyecanla çevirdik sayfaları, soluk soluğa okuduk satırları. Canımın sıkıntısı gerçekten uçup gitmişti ama kitap bittiğinde, yeni
bir sıkıntı buldum kendime! Bende gitmek istiyordum, Güliver’in gittiği yerlere! Hemen bahçeye çıkıp, esrarengiz canlılarla karşılaşmak istiyordum!

Annem, “Yarın çıkar, ararsın onları” dedi! Anlaştık, yarın bulamazsam büyüyünce uzaklara gidecektim! Çok uzaklara…

Gittim de. Gerçekten de varmış esrarengiz canlılar!

Meraklısına:
*** “(…) Kitaptaki denemeler evrenin uçsuz bucaksızlığında yol alırken, insan zihnini de araştırıyor. Çünkü Sagan’a göre gelecek yüzyıllarda karşılaşacağımız sorunları ancak bilimi ve duyguyu birleştirerek çözebiliriz.”
Kitaplarla, uzaklara gitmek isteyenler için nacizane bir öneri: Milyarlarca ve Milyarlarca/Carl Sagan Milenyum/Tübitak
Evrenin derinliklerine bir uzay gemisi kiralamak isteyenlere önerim:http://www.nasa.gov/multimedia/imagegallery





İzleyiciler

Bu Blogda Ara