Memleket Rüyası





Birdyman
Güzel bir rüya gördüm.
Güzel rüyalar, iyileştirir insanı.
Sancıyan yüreklere, serin sular döker.
Mutlu bir gülümsemeyle uyanırsın.
Uyanırsın da, uyanmak istemezsin!
Gözlerini yumarsın yeniden: “Açıl susam açıl!”
Nafile!
Rüyanın, kapısı kapanmıştır bir kere.
Kalırsın, kapının öte yanında: Gerçeğinle başbaşa.
Dudaklarında bir “Keşke!”yle.

Rüyamda, koca kanatlı bir kuşum.
Memleketin üzerinden uçuyorum.
Dağlarından, denizlerinden…
Hiç yanmamış ormanlarından!
Hiç kirlenmemiş, gür sularından.
Bereketli ekinlere gebe ovalarından.
Çiftçiler el sallıyor; coşkuyla!

Uçuyorum alabildiğine…
Şehirlerimin
Kasabalarımın
Köylerimin üzerinden…
“Ah bu ne mutlu mesut memleket” diyorum.
Herşey güllük gülistanlık!
Herkes güleryüzlü, tok; dertte neşede ortak!
Büyük bir aile gibi, meydanlarda el ele…
Kişisel/ülkesel barışın iç huzurunda!

Ülkede bir bahar havası.
Terör bitmiş; halk dağlarda piknikte!
Fabrika bacaları doğudan batıya tütüyor.
İşşizlik bitmiş; işveren iş verme kuyruğunda!
Merkez Bankası’nın kasaları dolmuş, taşıyor dövizle!
Ekonomi, ekonomik tüp olmuş. Her evde tıkırdıyor!
Bebekler borçlu değil; alacaklı doğuyor artık…
Sağlık Sistemi de Eğitim Sistemi de; sistem olmuş!
Okumayan yazmayan bir kargalar kalmış!
13’ünde İntihar Ağa ile evlendirilen kızlar; okumuş.
Milletvekili olmuşlar, yüzde 55 ile Meclis’te kadın erkek eşitliğini temsil ediyorlar!

Rüya bu ya!
Ergenekon bile bitmiş.
Yasama Yürütme Yargı dört dörtlük işliyor.
Temel Hak ve Özgürlükler herkese eşit!
İç barış ve dış barış kol kola.
O kadar süt liman ki ülke; asker savaş oyunu oynuyor bilgisayarda.
Polis desen öyle! Olaysızlıktan, tazyikli su ile meydanları suluyor:
Kaldırım bile çiçek açmış!
Gazetecilere uyku bastırmış, iyi haberlerin rehavetinden!
O kadar rüya yani!
Ülkede o kadar dert yok ki; bilim ve sanata ayrılacak bütçe tartışılıyor Meclis’te!
Tüm Meclis üyeleri, bilim ve sanatın; evrensel/ortak dilinde! Muhalefet ederken bile!
Elleri yüreklerinde; birbirlerini sevgi ve hoşgörü ile selamlıyorlar.
Kanatlarıma inanamıyorum!

O kadar dert yok ki; canı sıkılıyor vatandaşın!
“404 bana bir dert yarat” hatları kurulmuş!
Arıyorsun, sana bir dert söylüyorlar!
Alışmışsın ya, oturup dertleniyorsun.
“Muasır Medeniyet Seviyesini’ aştık ama Ay’a ilk biz çıkamadık birader” diye mesela!
O kadar dertsizlik!
Rüyada bile olmaz ama kuşum ya; uçuyorum!

Bir gazete manşetine konuyorum:
“İnsani Gelişmişlik Endeksi’nde, dünya ülkeleri arasında 79’unculuktan ilk 3’e yükseldik!” ***
Kuşum ya, yüksekten uçuyorum!
Saatin alarmıyla vurulup düşüyorum, gerçeğe…
Güzel rüyamdan, sancılı bir kabusa…
Kuş filan değilim, iki ayaklı bir vatandaşım!
Umudumun kanatları kırık, ayaklarım bitkin…
Kalabalıkların arasına karışıyorum:
İnsani gelişmişlikte dünya ülkeleri arasında 79’uncu;
Yaşam Kalitesi Endeksinde 65’inci
Yolsuzluk endeksinde, 61’inci.
Kadın erkek eşitliğinde sondan 8’inci; Tonga ve İran ile yan yana!
40 yaşından önce ölenlerde, 50’nci ;
Basın özgürlüğünde, Angola’nın altında 122’nci;
Okur yazarlıkta 77’nci…
Ve, Dünya Mutluluk Haritasında 133. ülkemin kalabalıklarına karışıyorum…

Üstümden bir kuş geçiyor, kafamı pisleyerek!
Hayırdır inşallah! Yoksa şanslı günümde miyim?
Ey umut!
Ver bir piyango!
Ülkeme çıksın…


İzleyiciler

Bu Blogda Ara